Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, bu yıl beşincisi düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı” kapsamında Türk savunma sanayiinin 2025 yılına yönelik açıklamalarda bulundu.
Görgün, savunma sanayiinde sürdürülebilir gücün yalnızca platform, sistem ve ürün geliştirme olmadığını; bu sistemleri tasarlayan, üreten, test eden ve sahada yaşatan insan kaynağını doğru şekilde yetiştirmekle de mümkün olduğunu belirtti. Görgün, insan kaynağına yapılan yatırımları şu şekilde açıkladı:
“İnsan kaynağına yapılan yatırım, stratejik bağımsızlığımıza yapılan yatırımdır. Bu anlayışla yürüttüğümüz yetkinlik dönüşümünü; erken yaş farkındalığından lisans ve lisansüstü kapasiteye, teknik iş gücü altyapısından küresel yetenek rekabetine uzanan bütüncül bir mimariyle ele alıyoruz. Öncelikle, Yükseköğretim Kurulu ile tesis ettiğimiz iş birlikleri neticesinde “Savunma Sanayii 101, 102, 401 ve 402” kodlu dersleri teknik ve sosyal bilimler alanlarında müfredata entegre ettik.Böylelikle gençlerimiz, daha üniversite yıllarından itibaren sektörümüze ilişkin bilinç ve farkındalık kazanmaya başladı. Bu çerçevede; Savunma Gelişim Platformu, Savunma Kariyer, MBA ve yüksek lisans modelleri ile bireyden organizasyona, eğitimden uygulamaya kadar tüm süreçlerde entegre bir yapı kuruyoruz. MBA programlarımız ve modüler sertifika yapılarımız aracılığıyla; liderlik, stratejik yönetim ve uluslararası pazarlama gibi savunma sanayiine özgü alanlarda bütünsel yetkinlikler kazandırıyoruz.”

Görgün, konuşmasında tersine beyin göçü ile Türkiye’ye dönen mühendis ve uzmanlardan da bahsetti. Türkiye’ye dönüşlerin arttığını belirten Görgün, “Bugün geldiğimiz noktada, insan kaynağımızın yalnızca sistematik şekilde güçlendirilmesi değil; ülkemize geri kazandırılması ve ekosistemle bütünleştirilmesi de stratejik önceliğe dönüşmüştür. Bu doğrultuda somut bir kırılma yaşıyoruz: 2023 yılında yurt dışına giden 339 mühendisimize karşılık yalnızca 47 dönüş varken; 2025 itibarıyla denge ilk kez pozitife dönmüş, 98 giden mühendise karşılık 190 nitelikli uzman ekosistemimize yeniden katılmıştır.Başvuru sayılarındaki yaklaşık 3 katlık artış da bu dönüşümün karşılığını göstermektedir. Eindhoven, Rotterdam, Amsterdam, Köln, Münih, Düsseldorf, Berlin ve Londra’da gerçekleştirdiğimiz Yurtdışı Teknoloji ve Yetkinlik Buluşmaları ile 2000’in üzerinde nitelikli katılımcıyla doğrudan temas kurduk, güçlü bir bağ oluşturduk. Bu etkinliklerde tanıştığımız mühendislerle sürdürülen birebir iletişim ağıyla güven ve aidiyet hattı inşa ettik. “Beyin Göçünden Beyin Gücüne” temalı çalıştayda 100’e yakın katılımcıyla dönüş motivasyonlarını ve beklentileri analiz ettik. Şirketlerimizin yürüttüğü yurt dışı yetenek ve staj programlarıyla doğrudan yönlendirme ve fırsat mekanizmaları geliştirdik. Bütün bu adımlar bize şunu gösteriyor: Yetenek artık sadece keşfedilmiyor; yönlendiriliyor. Yalnızca yetiştirilmiyor; güçlendiriliyor. İddiamız nettir: Millî ürünler ancak millî yetkinliklerle mümkündür.” ifadelerini kullandı.
Ar-Ge çalıştayları
Görgün, Türk savunma sanayiinin Ar-Ge dönüşümü yaşadığını belirtti. Bu dönüşümün 3 araçla güçlendirildiğini belirten Görgün, şu ifadelere yer verdi:
“18 kritik teknoloji öncelik alanı belirledik. 2025 boyunca 5 teknoloji günü yaptık; 1.900+ katılımcı ile bilgi paylaşımı sağladık. Üniversite ayağında 127 üniversite ve 334 araştırma grubuyla ortaklaşma zemini büyüdü. Oluşan Ar-Ge portföyünün toplam büyüklüğü 920 milyon dolar ölçeğine ulaştı. Bu mekanizmayı daha da derinleştirerek; 2025 içinde OTAĞ çerçevesinde yapay zekâ, haberleşme, ileri malzeme ve güç sistemleri gibi alanlarda 9 projeyi tamamladık, 3 geniş alan (SAGA) çağrısı yayımladık ve NATO’nun inovasyon süreçleriyle entegrasyonumuzu artıran 6 faaliyet gerçekleştirdik. Ayrıca “Geleceğin Harekât Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST) Çalıştayı” ile yeni teknoloji ve konseptlerin ortaya çıkacağı zemini büyütmeyi hedefliyoruz.
Ar-Ge; prototipte kalırsa “maliyet”, ürüne dönüşürse “güç” olur. Bu nedenle Ar-Ge süreçlerimizi sanayileşmeye bağlayan mekanizmaları güçlendirdik. Bu yaklaşımın çıktısını sahada da, pazarda da görüyoruz: ASELSAN 2025’te Ar-Ge çıktısı olarak envantere kazandırdığı yeni ürünlerinden bazılarını (ör. modüler sayısal kokpit, görev bilgisayarı ve çeşitli komuta-kontrol/elektronik harp alt sistemleri) ihracata taşıdı. HAVELSAN ADVENT başta olmak üzere yazılım yoğun Ar-Ge projelerini ihracata dönüştürdü. TUSAŞ 2025’te yürüttüğü Ar-Ge projelerinin çıktılarıyla HÜRJET, HÜRKUŞ, ANKA, AKSUNGUR ve KAAN platformlarında ihracat gerçekleştirdi. ROKETSAN’da öz kaynakla geliştirilen sistemlerde imzalanan ihracat sözleşmeleri Ar-Ge’nin sürdürülebilir ihracat gücüne dönüştüğünün somut göstergesidir.
Düzenlediğimiz Ar-Ge panelleri kapsamında 12 panel, 94 panelist, 27 firma, 2.050+ katılımcı, 87 oturum ve 94 sunum ile teknoloji ekosistemini ortak akıl etrafında buluşturduk. Ortak aklı kurumsallaştıran bu çizgide; Ar-Ge Paneli faaliyetimizi kesintisiz sürdürerek bugüne kadar 12 toplantı sonunda 94 projenin başlatılması ve 27 alanda SAGA çağrısı yayımlanması yönünde karar ürettik. 2025 yılında ayrıca 14 yeni Ar-Ge projesi imzaladık, 10 yeni proje başlatma ve 1 yeni SAGA çağrısı kararı aldık. Toplam yürüyen ve tamamlanan Ar-Ge proje sayımız 205’e, SAGA proje önerisi sayımız 87’ye ulaştı. 2025’te Ar-Ge dönüşümünün ana fikri şuydu: “Ar-Ge’yi sonuç değil süreç olarak yönetmek; teknoloji yönetimini proje yönetimiyle entegre etmek.”

Görgün, Türk savunma sanayii tarafından gerçekleştirilen ihracatlara da değindi. Bu bağlamda Görgün, 17,9 milyar dolar tutarında yeni sözleşme imzaladığını belirtti. Görgün şu ifadelere yer verdi:
“2025 yılında mal ve hizmet ihracatını birlikte topladığımızda 10 milyar doları aşan bir seviyeye ulaşırken; sektörümüz 17,9 milyar dolar tutarında yeni ihracat sözleşmesi imzaladı. Bu sözleşmeler, önümüzdeki yıllarda peyderpey teslim edilecek; orta ve uzun vadede artış trendimizin sürdürülebilirliğini destekleyecektir.
İhracatın birkaç merkezde yoğunlaşması yerine ülke sathına yayılması da çok kıymetli bir eşiktir. Nitekim geçen yıl 58 ilimiz savunma ve havacılık ihracatı yaparken; 1 milyon doların üzerinde ihracat yapan il sayısı 21’den 26’ya yükselmiştir. Türkiye’nin ilk 100 ihracatçısı içinde savunma sanayii şirket sayısı da 17’den 26’ya çıkmıştır.
Bu tabloyu ileriye taşıyan en önemli başlıklardan biri, yeni sözleşme üretme kapasitemizdir. 2025 yılında “altın çağ” diye nitelendirebileceğimiz ölçekte anlaşmalara imza attık.
Başkanlığımızın yönlendiriciliğinde devletlerarası mutabakatla hayata geçen projelerle; KAAN’ın Endonezya’ya, askeri gemi ihracatının Portekiz’e, HÜRJET’in ise İspanya’ya uzanan örnekleri, ölçeğin ve güvenin hangi seviyeye çıktığını göstermektedir.
Bu büyümenin arkasındaki yaklaşımımız; “dağınık satışlar” yerine stratejik pazar mimarisi kurmaktır. Şirketlerimizin kullanıcılarla doğrudan imza atamadığı noktalarda SSB Devletten Devlete Askerî Satış (DEDAS) mekanizmasını devreye alarak fırsatların kaçmasına engel oluyoruz. Bu modeli; proje geliştirmeden finansmana, teslimattan idameye kadar daha öngörülebilir, daha hızlı ve daha güvenli bir işleyiş sağlayacak şekilde kurumsal bir çerçeveye oturtuyoruz.
Yeni sözleşmelerimizin bölgesel dağılımına baktığımızda şunu net görüyoruz: Dünyada ayak izimiz olmayan hiçbir bölge yok. Geçen yıl yeni imzaladığımız sözleşmelerde; Asya-Pasifik’te 5,5 milyar dolar, Avrupa’da 5,3 milyar dolar, Amerika kıtasında 3,3 milyar dolar, Orta Doğu’da 2,2 milyar dolar ve Afrika’da 1,7 milyar dolar düzeyinde bir ölçek oluştu. Ayrıca 2025’te en çok Avrupalı müttefiklerimize ihracat yapmış olmamız; güven, birlikte çalışabilirlik ve teslimat kabiliyetimizin bir yansımasıdır.
İhracat kompozisyonuna baktığımızda ise; Avrupa 3,3 milyar dolar, Asya 3,1 milyar dolar, Orta Doğu 1,4 milyar dolar, Kuzey Amerika 0,23 milyar dolar düzeyinde bir dağılım görüyoruz.”
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, bu yıl beşincisi düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı” kapsamında Türk savunma sanayiinin 2026 hedeflerini açıkladı.
Milli Yetkinlik Hamlesi’nin kurumsal yapısının sağlamlaştırılacağını belirten Görgün, özel sektör yetkinlik alanının da hayata geçirileceğini belirtti. Ayrıca Görgün, Savunma Sanayii Meslek Yüksekokulu modelinin 2026 yılı içinde faaliyete geçirilmesinin hedeflendiğini de belirtti.

Görgün, havacılık sistemlerinde 2026 yılında hem platform hem motor hem de insansız sistemlerde kritik eşikler olduğunu belirtti. Bu bağlamda Görgün, 2026 yılında KIZILELMA insansız savaş uçağının ilk teslimatının başlayacağını belirtti.
KAAN hakkında konuşan Görgün, 6 adet prototipin üretilmesi ile ilgili imzaların atıldığını hatırlattı ve bu yıl içinde Savunma Sanayii İcra Kurulu’nda seri üretimle ilgili kararların alınmasının beklendiğini belirtti. Görgün konuşmasının devamında, “2026 için önemli bir yıl da KAAN’ın özgün motorunda. PDR süreçlerini tamamlayacağız ve CDR sözleşmesini de imzalayacağımızı ben değerlendiriyorum.” ifadelerini kullandı.
GÖKBEY helikopterinde yerli motorun testlerinin süreceğini belirten Görgün, HÜRKUŞ’un teslimatlarının da 2026 yılında başlayacağını açıkladı. Görgün, bu yıl 22 adet HÜRKUŞ’un teslim edileceğini belirtti. Görgün konuşmasının devamında, “KAAN’ın kendisi, özgün motoru, HÜRJET, Barış Kartalı modernizasyonu, HAVASOJ, ÖZGÜR gibi bu projelerde tasarım üretim organizasyon onayı denetimi de bu yıl içinde tamamlanmış olacak. HAVASOJ, HÜRKUŞ, HAVELSAN simülatör projeleri başta olmak üzere de 7 proje için kalite denetimi yapılacak. Sanayileştirme tarafında 2026’nın sonuna doğru gelenekselleştirdiğimiz sanayileşme çalıştaylarının ikincisini yapıyor olacağız.” ifadelerini kullandı.
Savunma Sanayii Başkanı Görgün, stratejik sistemlerde ROKETSAN ile bir çok faaliyetin gerçekleştirileceğini belirtti. Görgün,
“Burada tabii ki caydırıcılığımızı artıran kabiliyetlerde yüksek adetli teslimat ve kritik eşiklerin tamamlanması 2026 yılı hedeflerinde. Seri üretim süreçlerine giren ürünlerimizin alınması ordumuza teslim edilmesi. Daha evvel imzalanan sözleşmelerin sözleşme tarihinden önce ROKETSAN’ımız İnşallah 2026 yılında teslim edecek. Bunun için kritik altyapılar oluşturuyor, onların bir kısmı faaliyete başladı. Önemli bir kısmını bu yıl içinde yine aynı şekilde Makine Kimya (MKE) şirketimiz de bu alanda destek olacak.
Hava Savunma ve Füze Sistemleri projeleri kapsamında yüksek adetli teslimatları yapacağımızı ifade edebilirim. Tabii ki önemli seri üretim başlangıçlarımızdan bir tanesi de AKYA torpidosunun seri üretimi. İnşallah 2026 yılında AKYA ile ilgili süreçlerimiz de başlamış olacak. Bizim hem deniz hem de denizaltı platformlarımızın güç çarpanı olabilecek bir takım silah sistemleri, torpidolarının da başarıyla testlerinin tamamlandığı, seri üretimlerine geçtiği bir yıl olacak. Muharip gemilerimizde yine aynı şekilde MİDLAS entegrasyonunu artık tamamlamış olacağız. Bu da 2026 yılında gerçekleştireceğimiz faaliyetler içerisinde. İhracat lisansına tabi farklı kalibredeki top sistemlerinin yerli ve milli geliştirilmesi için de sözleşmeler imzalayacağız. Yani biliyorsunuz geniş bir kalibre ağı var. Bunların bir kısmını yaptık.”

Görgün, Türk savunma sanayii tarafından farklı ürünlerin yerlileştirme süreçlerinin başladığını hatırlattı ve artık prototip ve ön geliştirme safhalarının çoğu projede tamamlandığını belirtti. Görgün, “Sirketlerimizde yerleştirme süreçlerini başlattık. Ve bunların sözleşmelerini artık prototip ve ön geliştirme safhaları tamamlanan projelerimizin de seri üretim süreçlerine başlayacağız diye ifade edebilirim.” dedi.
Yüksek güçlü lazer sistemlerine sahip ülkeler sınıfına giriş yapıldığını belirten Görgün, 2026 yılında konuyla ilgili sözleşmelerin de imzalanacağını belirtti.
Kara, deniz, elektronik harp, radar, sensör ve uzay tabanlı haberleşme alanlarında eş zamanlı ilerleneceğini belirten Görgün, yakın yörünge uydularında askeri 5G 6G haberleşme altyapısını hedefleyen bir projenin yürütüleceğini belirtti. Görgün, Gökbağ adı verilen projenin de 2026 yılı içinde başlatılacağını aktardı.
Görgün, ASELSAN tarafından hava platformlarının beka kabiliyetinin arttırılması için geliştirilen DIRCM teknolojisinde çalışmaların sürdüğünü belirtti. Görgün, ASELSAN tarafından geliştirilen DIRCM’ın entegre edildiği bir helikopterin 2026 yılında envantere kazandırılacağını belirtti.
YILDIRIM-100 DIRCM sistemi ile hava araçlarına yönlenen güdümlü füzeler saptırılarak hava platformlarının beka kabiliyeti ciddi oranda artırılmaktadır. YILDIRIM-100, çeşitli tehdit senaryoları altında ısı güdümlü füzeleri lazerle kör etmektedir.

Görgün, Türkiye’nin katmanlı hava savunma şemsiyesi için çalışmaların sürdüğünü belirtti. Görgün, şu ifadeleri kullandı:
“Katmanlı hava savunma kapsamı içinde ALP radarları serisinden 100G ve 300G erken ihbar radarlarımızı da en az her birinden iki tane olmak üzere bu sene envantere teslim edeceğimizi söyleyebilirim.
ASELSAN’ımız bu konuda sözleşme imzalamadan üretim yapacak perspektifle üretim faaliyetlerine devam ediyor. Yine KORAL 200 elektronik harp sistemini de bu sene envantere kazandıracağız. Yine elektronik harp ve taarruz sistemlerimizden ILGAR’ın ikinci versiyonunu teslimatını tamamlayacağız.”
Görgün, ALTAY tankının seri üretiminin devam edeceğini belirtti. Görgün, “Seri üretim kapsamında çift haneli tankları üretip Kara Kuvvetlerimize bu yıl içinde teslim edeceğiz. Yine farklı konfigürasyonlarda orta sınıf insansız kara araçlarını envantere kazandıracak projeleri başlatacağız.” ifadelerini kullandı.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin yeni ürünlerle güçlendirileceğini belirten Prof. Dr. Haluk Görgün, bu yıl içinde farklı teslimatların gerçekleştirileceğini belirtti. Görgün, şu ifadelere yer verdi:
“MURAT REİS denizaltısı Deniz Kuvvetlerimiz için envantere katılacak ve TCG 18 MART denizaltısının modernizasyonu da bu sene bitmiş olacak. Yerli füze, radar ve sensörlere sahip 6. gemimiz TCG İZMİR’in teslimini gerçekleştirmiş olacağız. Yine amfibi harekatta kullanılacak 4 adetli LCT’yi Deniz Kuvvetlerimize, 70 adet de botu Kara Kuvvetlerimize bu sene teslim etmiş olacağız.
Kamikaze insansız deniz araçlarında yerli geliştirme programı kapsamında da sürü kabiliyetinin gösterimlerini basınla 2026 yılında paylaşırız diye değerlendiriyorum.”
2026’ya bakış
Görgün, 2026’ya yönelik sanayileşme vurgularına dikkat çekti. Yetkin firma sayısını geçen yıl 3 bin 500 olarak duyurduğunu hatırlatan Görgün, “Bugün ulaştığımız kapasiteyi bir kere daha hatırlatmak isterim. Şimdi bunu güncelliyorum. 4 binin üzerinde firma” dedi. SSB’nin firma havuzu olarak nitelenebilecek EYDEP denetimlerinden geçmiş firma sayısının da 1600’ün üzerinde olduğunu belirten Görgün, bunların ana entagratörler için “çalışmaya hazır” bir firma havuzu olduğunu hatırlattı. Ana yüklenicilerin işlerin yüzde 21’ini KOBİ’lere yaptırması, KOBİ’lere finansal kolaylık ve destek gibi desteklerin devam edeceğini kaydeden Görgün, buna ilave olarak şirketler için risk analizini başlatarak önceden önlem alma, CRM veri tabanı, bulut altyapısının ilk unsurlarının kullanılmaya başlanacağını kaydetti.