TCMB Başkanı Fatih Karahan açıkladı: Enerji şoklarının enflasyona etkisi uzayabilir

Yayınlama: 16.09.2026
1
A+
A-

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Budapeşte Finans Zirvesi’nde enerji kaynaklı şokların enflasyon üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonomideki arz sorunlarına dikkat çeken Karahan, rezerv yönetimi ile dolar ve altın talebine yönelik de mesajlar verdi.

TCMB Başkanı Fatih Karahan, enerji şoklarının başlangıçta alınan sıkı tedbirlerle sınırlandırılabileceğini açıkladı. Ancak maliyet baskılarının ücret ve fiyatlara yansımasıyla sürecin daha karmaşık hale geldiğini belirten Karahan, bu nedenle ikinci tur etkilerin merkez bankaları açısından yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Enerji şoklarının enflasyona etkisi izleniyor

Karahan, merkez bankalarının ekonomik bozulmalara yabancı olmadığını söyledi. Bununla birlikte mevcut şokların daha uzun sürdüğüne işaret etti.

“Son 20-30 yılda küresel üretim yapısı önemli ölçüde değişti. Şirketler bu süreçte kapsamlı tedarik zincirleri kurdu. Dolayısıyla ülkeler arasındaki ekonomik bağımlılık da arttı. Karahan’a göre bu bağlantıların doğru değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle enerji kaynaklı arz şoklarının enflasyona geçişi yakından izleniyor.”

İkinci tur etkiler enflasyonu kalıcılaştırabilir

Enerji şoklarının ilk etkilerinin alınacak tedbirlerle sınırlandırılabileceğini belirten Karahan, sonraki aşamalarda ise sürecin daha karmaşık hale gelebileceğine dikkat çekti.

Şokların ücret ve fiyatlara yansımasının enflasyon üzerindeki baskıyı daha kalıcı hale getirebildiğini ifade eden Karahan, birden fazla şokun aynı dönemde yaşanmasının da yönetimi zorlaştırabileceğini söyledi. Bu nedenle daha kalıcı politika çözümlerine ihtiyaç duyulabileceğini belirten Karahan, özellikle ikinci tur etkilerin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Şoklar döviz kuruna ve fiyatlara yayılabilir

Karahan, arz şokları karşısında merkez bankalarının sadece ilk fiyat hareketlerine değil, şokların enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerine odaklanması gerektiğini belirtti.

Enflasyon beklentilerinin güçlü biçimde çıpalanmış olması halinde merkez bankalarının ilk tur etkiler karşısında daha fazla manevra alanına sahip olduğunu kaydeden Karahan, şokların ücretlere, fiyatlama davranışlarına ve döviz kuruna yayılması durumunda ise etkilerin kontrol altına alınmasının zorlaşacağını söyledi. Bu riskin gelişmekte olan ekonomiler açısından daha önemli olduğunu vurgulayan Karahan, dış şokların döviz kuru üzerindeki etkisinin enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanmadığı ekonomilerde daha güçlü olabileceğine dikkati çekti.

Daha sıkı para politikası gündemde

Fatih Karahan, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Böyle bir arz şoku karşısında daha sıkı para politikasının, enflasyon görünümündeki bozulmanın kalıcı hale gelme riskini sınırlayabilecek araçlardan biri olduğunu ifade etti.

Maliye politikası uygulamalarının da enerji şoklarının fiyatlar üzerindeki ilk etkilerini hafifletmek amacıyla kullanılabileceğini belirten Karahan, para ve maliye politikalarının bu süreçte birbirini destekleyebileceğini söyledi.

Karahan’dan altın ve dolar mesajı

Fatih Karahan, küresel ekonomik parçalanmanın rezerv yönetimindeki tercihler üzerinde de etkili olduğunu belirtti. Altının emtia, finansal varlık ve rezerv aracı olarak farklı özellikleri bulunduğuna dikkat çeken Karahan, merkez bankalarının son dönemde altına yeniden yöneldiğini ancak bunun doların hakim olduğu uluslararası para sisteminin kısa sürede değişeceği anlamına gelmediğini ifade etti.

Doların küresel rezerv sistemindeki güçlü konumunu koruduğunu belirten Karahan, dolar piyasalarının yüksek likiditesi ve derinliğinin bu konumu desteklediğini söyledi. Öte yandan jeopolitik riskler, mali koşullardaki sıkıntılar ve piyasalara erişim konusunda yaşanan belirsizliklerin rezerv tercihlerinde etkili olduğunu aktaran Karahan, merkez bankalarının altın talebinin yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti.

Geleneksel üçlüye “erişim” unsuru eklendi

Karahan, geleneksel rezerv yönetiminin güvenlik, likidite ve getiri olmak üzere üç temel unsura dayandığını belirtti. Küresel ekonomik yapının parçalanmasıyla birlikte bu unsurlara “erişim” kriterinin de eklenmesi gerektiğini ifade eden Karahan, bu kavramın rezerv yönetiminde giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.

Normal koşullarda likit kabul edilen bazı rezerv varlıklarının stres dönemlerinde aynı kolaylıkla kullanılamayabileceğine dikkat çeken Karahan, bu nedenle rezervlerin yalnızca toplam büyüklüğünün değil, ihtiyaç anında ne kadarının fiilen kullanılabileceğinin de önem taşıdığını vurguladı.

Fiyat artışı likidite anlamına gelmiyor

Karahan, altının uzun süredir Türkiye’nin finansal sisteminde önemli bir yere sahip olduğunu ve hanehalkı için başlıca tasarruf araçlarından biri olarak öne çıktığını belirtti. Finansal sistem dışında fiziki olarak tutulan önemli miktarda altın bulunduğunu ifade etti.

Bankalardaki altın mevduatlarının da finansal sistem içerisinde önemli bir konumda olduğunu aktaran Karahan, TCMB’nin rezerv yükümlülükleri, swap işlemleri ve diğer uygulamalar aracılığıyla altın piyasasındaki dengeyi desteklediğini söyledi. Altın fiyatlarındaki yükselişin rezervlerin değerini ve toplam rezervler içerisindeki altın payını artırabileceğini belirten Karahan, bunun kullanılabilir likiditenin aynı oranda arttığı anlamına gelmediğini vurguladı.

Karahan, rezerv yönetiminde asıl önemli noktanın varlıkların stres dönemlerinde operasyonel olarak kullanılabilir durumda tutulması olduğunu belirterek, “Elimizde ne kadar var sorusundansa, elimizdekinin ne kadarını kullanabiliriz daha önemli bir sorudur. Özellikle de stres senaryoları çerçevesinde.” değerlendirmesinde bulundu.

Karahan’dan küresel ekonomi mesajı

Merkez Bankası Başkanı Karahan, küresel ekonomik entegrasyonun uzun yıllar boyunca verimliliği artırdığını ve dezenflasyonist etkiler yarattığını belirtti. Ancak ekonomik bağların giderek jeopolitik rekabetin bir parçası haline gelmesiyle önceki dönemin koşullarının sürdürülebilir olduğunun varsayılamayacağını ifade etti.

Rezerv yönetiminde güvenlik ve likiditenin yanı sıra erişilebilirliğin de giderek daha fazla önem kazandığını belirten Karahan, çeşitlendirme, stres testleri ve operasyonel hazırlığın öneminin arttığına dikkat çekti

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Popup Image